Kaş'ın etrafında adı bilinen Istlada, Apollonia, İsinda, Kyaenai gibi antik kentler yanında ismi bilinmeyen birçok harabe yeri vardır.Kaş özellikle dalgıç turizmi bakımında Türkiye'nin önde gelen merkezlerinden biridir. Meis Adası'na en yakın noktayı oluşturan Kaş'ta tarihî eserleri ve doğa güzellikleriyle önemli turizm potansiyeli vardır. Bir dil gibi denize uzanan Çukurbağ Yarımadası . Kaş'ın içinde Büyük Çakıl Plajı, Küçük Çakıl Plajı ve Akçagerme Plajı'nda, Hidayet'in koyu'nda denize girmek mümkündür. Ayrıca kayıkla Limanağzı Plajı'na gidilebilir. Kaş'ın etrafında yer alan 6 adet mağaradan Kaş'a 18 km uzaklıktaki Mavi Mağara, Aşırlı Adası Deniz Mağarası, güvercinleri ile ünlü Güvercinlik Mağarası en ünlü olanlardır. Kaş'ta artan turizm faaliyetleriyle birlikte, trekking, dağcılık, rafting gibi doğa sporları da gelişmektedir. Gömbe'deki Yeşilgöl ve Uçarsu Şelalesi turist çeken doğa alanlarındandır. Akdağ'ın dibinde bulunan 1220 rakımlı bir yayla kasabası olan Gömbe Kaş'tan 65 km uzaklıktadır. 3015 m yüksekliğindeki Akdağ ise Batı Toroslar'da Kızlar Sivrisi'nden sonra en yüksek zirvesidir
Ksanthos, antik kent hakkında kısıtlı bilgilerin olduğu fakat şehir kuruluşunun ilk temelleri MÖ 1200'lere uzandığı sanılmaktadır.Homeros’un Truva Savaşı’nı anlatan İlyada’da geçen destansı metinlere göre, MÖ 1184 yılında yapılan Truva Savaşı sırasında Likya liderleri Glaucus ve Sarpedon’un, Ksanthos Nehri’nin topraklarından geldiği yazılıdır. Aynı metinde Akhilleus’un ölümsüz ve konuşan atının ismi de Ksanthos’dur. Kent MÖ 545 yıllarında Harpagos komutasında Persler'in istilasına uğrayıp egemenliklerine girene kadar bağımsız olarak yaşadıkları kaynak ve arkeolojik verilerden anlamaktayız. Ksanthos kenti, birçok önemli özelliklerinin yanında tarihi en çok acılarla dolu kent olarak bilinir. Tarihçiler, kentin birçok kez yerle bir olduğunu veya yandığını fakat yeni şehrin küller arasından yeniden yeşerdiğini anlatmaktadır.[3] MÖ 168 yılında Likya Birliğinin idari ve dini başkenti olmuş kentte ele geçen en eski kalıntılar MÖ 8. yüzyıla kadar gitmektedir. Pek çok tarihi olaya ve savaşa sahne olan kentten günümüze ulaşan kalıntılar arasında kaya mezarları, lahit mezarları ve Likya kültürüne özgü dikme mezar anıtları vardır. Likya akropol'ü erken dönem eserleri arasındadır. Birçok kez onarılmış tiyatro ve Erken Hristiyanlık Döneminde yapılmış kilise görülebilecek eserler arasındadır. 1840'lı yıllarda antik kentte kazılar yapan İngiliz arkeolog Charles Fellows, "Nereidler Anıtı" ile pek çok eseri British Museum'a götürmüştür.
Kaputaş Plajı Yer altından akmakta olan suyun deniz kıyısında kumlar arasından süzülmesi sonucu suyu genel olarak serin ve turkuaz rengindedir. Karayolundan 187 basamak inilerek plaja ulaşılır. Karayolları 13. Bölge Müdürlüğü Kaputaş Mevkii'nde resimdeki yarmalar açılırken meydana gelen iş kazasında 4 işçi ölmüştür. Bu olayı anlatan Kalkan ile Kaputaş'ın arası adlı bir türkü de vardır. Plajın hemen yukarısından geçen yolun kenarında; üzerinde, ölen işçilerin isimlerinin bulunduğu 2 adet tabela vardır.